Özel Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme güçlüğü, her yaştaki çocukta görülebilen, çocuğun zekâ düzeyi ile gösterdiği beceriler arasında anlamlı bir fark olması durumudur. Çocuğun pek çok alanda yaşıtlarına benzer becerilere sahip olmasına rağmen, akademik becerilerde geride kalması, öğrenme güçlüğünün en çarpıcı özelliğidir. Genellikle, öğrenme güçlüğü olan çocuklar okula başladıklarında okuma yazma öğrenmede yaşanan sorunlar ile göze çarparlar ancak çoğunluğunda erken yaşlarda dili anlama ve kullanma becerilerinde de sorunlar olmaktadır. Özel öğrenme güçlüğü okul döneminde okuma yazma ve matematik becerilerini de etkileyen bir sorun olduğu için, bireyin eğitim hayatını, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelilerini ve sonrasında da meslek yaşamını etkiler. Ancak esas göz ardı edilen ve tüm bu sorunların sonucunda kişinin benlik saygısını etkiler.

Öğrenme güçlüğünün belirtileri her yaş dönemi için belirgin olmayabilir. Bu nedenle çocuğun yaşadığı zorlukları aile ya da öğretmeni anlamakta güçlük çekilebilirler ve onu “tembel, isteksiz” gibi olumsuz özelliklerle niteleyebilirler. Kesin sebebi bilinmemekle birlikte, öğrenme güçlüğünün beyin hücreleri arasındaki işleyiş ile ilgili aksaklıklar sonucu oluştuğu varsayılmaktadır. Öğrenmenin en basit tanımında, nöronlar(sinir hücreleri) arasındaki göreceli değişim olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçte yaşanan aksaklıklar, öğrenmede zorluklar olarak görülmektedir. Öğrenmenin bir diğer tanımı ise tekrar ve yaşantı sonucu bir davranışın kazanılması ve devamlı olması şeklindedir. Burada baktığımızda öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerimizin istenilen başarıları elde edebilmeleri için uzman kişilerden tekrar ve devamlılık ile yardım almaya ihtiyaç duydukları görülmektedir.